Paranormal Kaynaklar & Parapsikoloji Platformu  

Geri git   Paranormal Kaynaklar & Parapsikoloji Platformu > Buda Jo Red Paranormal Kaynaklar Forum Sitesi > Ufoloji & Dünya Dışı Yaşam > UFO Vakaları ve Gözlemleri

UFO Vakaları ve Gözlemleri Tüm dünyadan ve kullanıcılarımızdan UFO gözlemlerini bu başlık altında paylaşıyor ve tartışıyoruz.

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09-17-2017
budajored - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
budajored budajored isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: Jun 2016
Mesajlar: 1.826
Tecrübe Puanı: 10
budajored will become famous soon enough
Standart Fotosentez ve Işık & UFO'lar

FOTOSENTEZ VE IŞIK



Atmosfer, gerek fonksiyonları gerekse kimyasal bileşimiyle yaşam için zorunlu, mükemmel bir örtüdür. Güneş, çok farklı dalga boylarında ışığı yayar. Ancak bu dalga boylarından sadece çok dar bir aralık yaşam için gerekli olan ışığı içerir. Ve bu noktada önemli bir mucize görülür; atmosfer öyle bir yapıya sahiptir ki, sadece yaşam için gerekli olan aralıktaki ışığın geçmesine izin verirken, yaşam için zararlı olan X ışınlarını, gama ışınlarını ve diğer zararlı tüm ışınları emer ya da geri yansıtır. Yaşam için son derece önemli olan bu seçilimden sorumlu olan atmosfer tabakası ise, kimyasal formülü O 3 olan "ozon tabakası"dır. Ozon tabakasının evrendeki diğer 1025 adet farklı dalga boyuna sahip ışın cinsi arasından, yalnızca yaşam için gerekli 4500 - 7500 A0 aralığındaki görünür ışığı geçirmesi bizim için özel tasarlanmış bir mucize olduğunun göstergesidir.70 Eğer atmosfer bu aralıkta bulunan ışığı geçirmeseydi veya bu ışıkla birlikte farklı dalga boylarındaki ışıkları da geçirseydi, yeryüzünde canlılık kesinlikle oluşamazdı. Bu, canlılığın oluşması için gereken yüz binlerce koşuldan sadece bir tanesidir ve bu koşulların tamamının eksiksiz olarak oluşması, canlılığın tesadüfen meydana gelmesinin kesinlikle imkansız olduğunu gösterir.



Farklı dalga boyundaki ışıklar farklı renkler demektir



Gördüğümüz bütün renkler belirli bir dalga boyuna ve frekansa sahiptir . Örneğin kırmızının dalga boyu mordan uzundur. Bizim renkleri görebilmemizin sebebi ise gözlerimizin bu hassas dalga boylarını algılayacak ve beynimizin de bunları yorumlayacak şekilde yaratılmasından kaynaklanır.



Işığın dalga boyu "nanometre" adı verilen bir birimle tanımlanır. Bir nanometre ise metrenin milyarda birine eşittir. Örneğin kırmızının dalga boyu 770, koyu morun ise 390 nanometredir.71 Ancak bu o kadar küçük bir birimdir ki, insanın gözünde canlandırabilmesi kesinlikle imkansızdır. Bu ışıkların bir de frekansları vardır. Bu frekans "hertz" veya saniyedeki devir sayısıyla ölçülür. Bir devir ise dalganın en üst ve en alt noktası arasındaki mesafedir. Işık saniyede 300.000 km yol alır. Eğer dalga boyu daha küçük ise fotonlar aynı sürede daha fazla mesafe kat etmek zorunda kalırlar.



Buraya kadar anlatılan özelliklerden anlaşılacağı gibi bitkinin kullandığı ışık çok özel bir yapıya sahiptir. Bu ışık, hem atmosferde hassas bir elekten geçirilerek süzülür, hem bizim algılayamayacağımız kadar küçük bir mesafe aralığında hareket eder, hem de bilinen en büyük hıza sahiptir. Ayrıca hem dalga olarak hem de foton denilen tanecikler şeklinde hareket ettiği için maddeleri oluşturan atomlara çarparak kimyasal reaksiyonlara sebep olma özelliğine de sahiptir.



Bu kadar kompleks bir yapıya sahip olan ışık büyük mesafeler katedip bitkiye ulaştığında, özel bir anten sistemi tarafından algılanır. Bitkide bulunan bu anten sistemi o kadar hassas bir yapıya sahiptir ki, sadece bu çok küçük bir dalga aralığında bulunan ışığı yakalayacak ve bu ışığı işleyecek sistemleri başlatacak şekilde yaratılmıştır. Eğer ışık herhangi başka bir değere, hıza veya frekansa sahip olsaydı, pigment (bitkinin anteni) bu ışığı göremeyecek ve işlem daha başlamadan sona erecekti.72 Pigment ve ışık arasındaki uyum, çok sık karşılaştığımız özel yaratılış örneklerindendir. Örneğin kulak ve ses dalgası, göz ve ışık, besinler ve sindirim sistemi gibi sayısız uyumlu yaratılış örneği mevcuttur. Ne ışık kendi dalga boyunu ayarlar ne de pigment algılayabileceği ışık boyunu seçme şansına sahiptir. Açıktır ki, ikisi de bu sistem için özel olarak yaratılmışlardır.



Aşağıdaki Bob Lazar’ın tarif ettiği ufoda, ortada bir dalga kılavuzu olduğunu görüyoruz. Bu anten güneşten gelen o belirli dalgadaki ışığı emen bitkideki antenle aynı anten. Aldığı ışığı reaktör merkezine gönderiyor ve nükleer patlamalar meydana geliyor. Antenden aynı kloroplast içindeki madeni para şeklindeki granalara aktardığını görüyoruz.



Ufonun o atmosferden süzülerek gelen güneş ışığı dalgasını nasıl yakaladığına gelelim. Daha öncede belirttiğimiz gibi ufolar kendi etraflarında dönerek kendi yerçekim alanlarını ve atmosferlerini meydana getiriyorlardı. Bunu Bob LAzar’ın tarifleriyle göstermek gerekirse eğer, Bu şekilde olduğunu görüyoruz.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tag Ekle
ufolar

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


ufoloji,ufo olayları